Avrupa’ya yeşil hidrojen koridoru planı: Maliyeti kilogram başına 2 euro

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Uluslararası bir araştırma ekibi, İspanya’nın güneş enerjisi kapasitesi ile Danimarka’nın offshore (deniz üstü) rüzgar gücünün birleştirilmesi halinde Avrupa genelinde rekabetçi maliyetlere sahip yeşil hidrojen koridoru oluşturulabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre bu model sayesinde yenilenebilir hidrojen üretim maliyetleri kilogram başına yaklaşık 2 euro seviyesine kadar gerileyebilir.
Avrupa’nın enerji dönüşümündeki temel sorun hedef alındı
Araştırmada, Avrupa’nın enerji dönüşümündeki temel sorunlardan birine dikkat çekildi. Yenilenebilir enerji üretim kapasitesi yüksek bölgeler ile gelecekte hidrojen talebinin yoğunlaşacağı sanayi merkezlerinin farklı bölgelerde bulunması, kıta genelinde yeni enerji koridorlarını gerekli hale getiriyor.
Çalışmada İspanya, güçlü güneş enerjisi potansiyeli sayesinde hidrojen üretimi için öne çıkan ülkeler arasında gösteriliyor. Danimarka ise özellikle offshore rüzgar enerjisindeki yüksek kapasite faktörüyle dikkat çekiyor. Araştırmaya göre ülkedeki deniz üstü rüzgar santrallerinin kapasite faktörü yüzde 50’nin üzerinde bulunuyor. Ayrıca Danimarka’nın 2030 yılına kadar 4 ila 6 GW arasında elektroliz kapasitesi kurmayı planladığı aktarıldı.
Araştırmacılar, iki ülkenin enerji üretim yapısının birbirini tamamladığını belirtiyor. İspanya’da güneş enerjisi üretimi yaz aylarında yükselirken Danimarka’daki offshore rüzgar santralleri özellikle kış döneminde daha güçlü üretim sağlıyor. Bu denge sayesinde hidrojen üretimindeki dalgalanmaların azaltılabileceği ifade ediliyor.
En kritik unsur depolama sistemi
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise hidrojen maliyetlerini belirleyen ana unsurun yenilenebilir enerji kalitesi değil, depolama teknolojileri olması oldu. Araştırmacılar tuz mağaraları, basınçlı tank sistemleri ve LOHC adı verilen sıvı organik hidrojen taşıyıcı sistemleri karşılaştırdı.
LOHC sistemleri, hidrojeni ortam sıcaklığında ve normal basınç koşullarında organik sıvılar içinde depolayıp taşımaya olanak sağlıyor. Çalışmaya göre özellikle yer altı depolamasına uygun jeolojik yapıya sahip olmayan bölgelerde bu sistemler önemli avantaj sunuyor.
Araştırma sonuçları, hem İspanya hem de Danimarka’da LOHC tabanlı çözümler kullanıldığında hidrojen üretim maliyetinin TWh başına yaklaşık 65 milyon euroya, yani kilogram başına yaklaşık 2,15 euro seviyesine ulaşabildiğini gösterdi. Tuz mağarası depolama yöntemlerinde ise maliyetlerin TWh başına 69 ila 72 milyon euro arasında değiştiği ve kilogram başına yaklaşık 2,3 euro seviyesinde olduğu belirtildi.
Buna karşılık basınçlı tank sistemlerinin oldukça pahalı kaldığı görüldü. Özellikle İspanya senaryosunda bu yöntemin maliyetinin kilogram başına 6,7 euronun üzerine çıktığı aktarıldı.
Avrupa için yıllık 100 TWh kapasite hedefi
Araştırmacılar, İspanya’da fotovoltaik enerji ve LOHC teknolojisinin birlikte kullanıldığı, Danimarka’da ise offshore rüzgar ve LOHC tabanlı altyapının desteklediği hibrit modelin Avrupa için en verimli çözüm olduğunu belirtiyor. Bu yapının yıllık 100 TWh’ye kadar hidrojen tedariki sağlayabilecek yeni nesil Avrupa hidrojen koridorlarının temelini oluşturabileceği ifade ediliyor.
Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.



