10 Haziran 2026Teknolojiye dair her şey!
AnasayfaPopüler BilimNükleer silahlanma yarışı tekrar alevlendi: Bu sefer en süratli büyüyen Çin
Popüler Bilim

Nükleer silahlanma yarışı tekrar alevlendi: Bu sefer en süratli büyüyen Çin

Bir yandan Ukrayna’da yıllardır devam eden savaş, diğer yandan Orta Doğu’da artan gerilim derken, nükleer silahların kullanılması yıllar sonra ilk kez ciddi ciddi gündeme gelmeye başlamış durumda. Nitekim nükleer silahlar ve kıtalararası balistik füzeler (ICBM), son günlerde yeniden bir tehdit unsuru olarak sahaya sürülmeye başlandı. Üstelik artık bu yarışın merkezinde yalnızca ABD ve Rusya yok. Son dönemde askeri kapasitesini hızla büyüten Çin de nükleer alanda dikkat çekici bir genişleme sürecine girmiş durumda. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yayımladığı son rapor da bu değişimin boyutlarını gözler önüne seriyor.

SIPRI tarafından yayımlanan yıllık rapora göre Çin’in nükleer savaş başlığı stoku 2026 itibarıyla yaklaşık 620’ye ulaştı. Raporda, Çin’in nükleer cephaneliğini dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha hızlı büyüttüğü belirtiliyor. Araştırmacılara göre Pekin yönetimi yalnızca savaş başlığı sayısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni nesil nükleer sistemler geliştirmeye de devam ediyor. Hatta SIPRI, bu hız korunursa Çin’in 2030’a kadar kıtalararası balistik füze (ICBM) sayısında ABD ve Rusya seviyesine yaklaşabileceğini söylüyor.

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!

Çin’in son yıllarda özellikle füze altyapısına büyük yatırım yaptığı biliniyor. SIPRI raporunda yer alan bilgilere göre Çin, kuzey bölgelerinde yer alan üç büyük füze silosu sahasına yüzlerce füze yerleştirmiş durumda. Ayrıca doğudaki dağlık bölgelerde yeni silo alanlarının inşasının da sürdüğü belirtiliyor. Pekin yönetimi bu sistemlerin önemli bir kısmını 2025 yılında düzenlenen askeri geçit töreninde kamuoyuna göstermişti.

ABD ve Rusya Toplam Sayıda Hâlâ Çok Önde

Her ne kadar Çin’in büyüme hızı dikkat çekici olsa da ABD ve Rusya hâlâ açık ara en büyük nükleer stoklara sahip ülkeler. SIPRI verilerine göre ABD’nin askeri stoklarında yaklaşık 3.700, Rusya’nın ise yaklaşık 4.400 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Raporda, Çin’in 2030 yılına kadar 1000 savaş başlığı seviyesini aşması durumunda bile bunun hâlâ ABD ve Rusya stoklarının yaklaşık dörtte biri düzeyinde kalacağı belirtiliyor. Ancak uzmanlar açısından asıl dikkat çekici olan nokta, Çin’in büyüme hızının diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek olması.

Dünyada Toplam 12.187 Nükleer Savaş Başlığı Var

Öte yandan SIPRI raporu yalnızca Çin’e değil, küresel nükleer silahlanma eğilimine dair de önemli uyarılar içeriyor. Araştırmaya göre dünyadaki toplam nükleer savaş başlığı sayısı şu anda yaklaşık 12.187 seviyesinde bulunuyor. Bunların yaklaşık 9.745’i aktif askeri stoklarda tutuluyor. Yaklaşık 4.012 savaş başlığının ise füze sistemleri ve hava araçları üzerinde konuşlandırılmış durumda olduğu ifade ediliyor.

Raporda Hindistan’ın da stoklarını artırdığı belirtiliyor. Hindistan’ın toplam savaş başlığı sayısının yaklaşık 190’a ulaştığı, bunların 12’sinin aktif konuşlandırılmış sistemlerde yer aldığı aktarılıyor. Buna karşılık Birleşik Krallık, Fransa ve Pakistan gibi diğer nükleer güçlerde son dönemde büyük çaplı bir artış gözlemlenmediği ifade ediliyor.

Raporda ayrıca dikkat çekilen bir diğer konu da ABD ve Rusya’nın emekliye ayrılmış savaş başlıklarını imha etme hızının yavaşlaması oldu. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana küresel nükleer stokların yavaş da olsa küçülmesini sağlayan bu süreçte ilk kez ciddi bir duraksama yaşanabileceği belirtiliyor. SIPRI’ye göre ABD ve Rusya şu anda stoklarını dramatik şekilde büyütmüyor olsa da iki ülkenin sürdürdüğü kapsamlı modernizasyon programları, gelecekte daha büyük ve daha çeşitli nükleer cephaneliklere yol açabilir.

Nükleer Güçler Arasındaki Diplomatik İletişimin Zayıflaması Endişe Yaratıyor

SIPRI araştırmacılarına göre asıl endişe verici konu ise nükleer güçler arasındaki diplomatik iletişimin giderek zayıflaması. Özellikle ABD ile Rusya arasında imzalanan ve stratejik nükleer silahları sınırlayan New START anlaşmasının geleceğinin belirsiz olması, yeni bir silahlanma yarışının önünü açabilir. Raporda, “New START sonrası dönemde” nükleer güçlerin cephaneliklerini büyütmeye devam edeceği öngörülüyor.

SIPRI araştırmacılarından Matt Korda, özellikle şeffaflığın azalmasının ve kriz yönetimine yönelik diplomatik kanalların zayıflamasının ciddi bir öngörülemezlik yarattığını belirtiyor. Korda’ya göre bazı nükleer güçlerde otoriter eğilimlerin güçlenmesi de bu riskleri daha da artırıyor.

Tüm bu gelişmeler, dünyanın yeniden uzun vadeli bir nükleer silahlanma yarışının arifesinde olabileceğine işaret ediyor. Özellikle Çin’in hızlı yükselişi, yalnızca Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini değil, küresel güvenlik mimarisini de doğrudan etkileyebilecek yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.

Yorumlar

0 yorum
İlk yorumu sen yaz.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir