İçeriğe atla
17 Eylül 2026Teknolojinin en güncel hali!
Son Haberler
AnasayfaBilim2026 Ig Nobel Ödülleri sahiplerini buldu: Bazıları komik, bazıları düşündürücü
Bilim

2026 Ig Nobel Ödülleri sahiplerini buldu: Bazıları komik, bazıları düşündürücü

2026 Ig Nobel Ödülleri sahiplerini buldu: Bazıları komik, bazıları düşündürücü
⏱ 6 dk okuma👁 2 görüntülenme
Bilim dünyasının en sıra dışı araştırmalarını ödüllendiren 2026 Ig Nobel Ödülleri sahiplerini buldu. Bu yılki ödüller arasında sıçrama yapmayan pisuar tasarımı, sivrisinek hortumuyla 3D baskı ve toprağa gömülen iç çamaşırlarının incelenmesi gibi araştırmalar bulunuyor.

 

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!

1991 yılında düzenlenmeye başlayan Ig Nobel Ödülleri, Nobel Ödülleri’nin mizahi bir karşılığı olarak biliniyor. Ödüller, ilk bakışta tuhaf veya eğlenceli görünen ancak bilimsel değer taşıyan araştırmalara veriliyor. Tören kapsamında mini operalar, bilimsel gösteriler ve uzmanların çalışmalarını önce 24 saniyede, ardından yalnızca yedi kelimeyle anlattığı “24/7 konferansları” düzenleniyor. Kazananların konuşmaları 60 saniyeyle sınırlandırılıyor.

Kazanlara ödül olarak kağıt uçak veya kupa gibi oldukça maliyetsiz ödüller veriliyor. Ayrıca 10 trilyon Zimbabve doları da veriliyor. Ama Zimbabve doları tedavülden kalktığı için bu ödülün de karşılığı esasında 0 dolar.

Ödül töreni, 35 yıl boyunca Boston’da düzenlendikten sonra bu yıl İsviçre’nin Zürih kentine taşındı. Organizasyon, uluslararası konukların ABD’ye seyahat etme konusunda yaşadığı güvenlik endişeleri nedeniyle törenleri gelecekte Avrupa şehirlerinde düzenlemeyi planlıyor.

Biyomekanik: Hayvanlarda öpüşmenin tanımı yeniden ele alındı

Çalışmanın amacı, öpüşmeyi yalnızca insanlara özgü fiziksel hareketler üzerinden tanımlamak yerine evrimsel açıdan farklı türlere uygulanabilecek bir çerçeve oluşturmak. Araştırmacılar, büyük insansı maymunların çoğunda öpüşmeye benzer davranışlar bulunduğunu belirtiyor. Neandertallerin de öpüşme davranışında bulunduğuna dair sonuçlara ulaşıldı.

Matilda Brindle, Catherine Talbot ve Stuart West, farklı hayvan türlerinde öpüşme davranışını daha kapsayıcı biçimde tanımladıkları çalışma nedeniyle ödüle layık görüldü. Araştırmacılar, öpüşmeyi aynı türden bireyler arasında ağızların yönlendirilmiş teması ve dudaklarda belirli bir hareketin gerçekleşmesi şeklinde ele alıyor.

 

Öpüşmenin evrimsel nedenleri henüz tam olarak açıklanmış değil. Araştırmacılar, cinsel bağlamda öpüşmenin çiftleşme başarısını artırabileceğine dair kanıtlar bulunduğunu ve öpüşmenin evrimleştiği türlerin tamamında önceden çiğnenmiş yiyecek aktarımının da görüldüğünü belirtiyor.

Ekonomi: Varlıklı kişiler etik dışı davranışlara daha mı yatkın?

Paul Piff, Daniel Stancato, Stephane Cote, Rodolfo Mendoza-Denton ve Dacher Keltner, toplumsal sınıf ile etik dışı davranışlar arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarıyla ödül aldı.

Ekip, konuyu incelemek için yedi farklı araştırma gerçekleştirdi. Deneylerde, üst sınıfa mensup olduğu değerlendirilen sürücülerin kavşaklarda diğer araçların önüne geçme davranışları ve yaya geçitlerinde yayaların önünü kesme eğilimleri incelendi. Ayrıca çocuklara ayrılmış şekerlerden alma, zar atma sonuçları hakkında yalan söyleme ve açgözlülüğe yönelik tutumlar da değerlendirildi.

Araştırmalarda üst sınıf katılımcılarının çeşitli etik dışı davranışlara daha fazla yöneldiği gözlemlendi. Bu kişiler açgözlülüğü olumlu bir özellik olarak görmeye daha yatkınken araştırmacılar zengin bireylerin tamamının bu davranışları sergilemediğini de vurguladı. Çalışmanın sonuçları, kişisel çıkar arayışının toplumun üst kesimlerinde daha güçlü bir motivasyon olabileceğine işaret ediyor.

Kimya: Hamamböceği sütü inek sütünden üç kat fazla enerji taşıyor

Sanchari Banerjee ve çalışma arkadaşları, yavrularını süt benzeri bir sıvıyla besleyen Diploptera punctata türü hamamböceğinin proteinlerini inceleyerek kimya ödülünü kazandı.

Bu hamamböceği türü, embriyolarını gelişim sürecinde doğrudan besliyor. Yavrular, erken dönemde yumurta sarısından yararlanırken daha sonra protein açısından zengin bir sıvıyla besleniyor. Sıvı, embriyonun sindirim sisteminde kristalleşiyor.

 

Araştırmacılar, hamamböceği embriyolarından elde ettikleri süt kristallerini X-ışını kırınımı ve serbest elektron lazerleriyle analiz etti. Atomik düzeyde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, kristallerin eşdeğer miktardaki inek sütüne kıyasla üç kattan fazla enerji içerdiği belirlendi. Bunun temel nedeni, proteinlerin kristal yapı içerisinde daha yoğun biçimde depolanabilmesi.

Tıp: Doğru burun sümkürme tekniği araştırıldı

Tokuji Unno, burun sümkürmenin aerodinamik özelliklerini inceleyen çalışmasıyla tıp ödülüne layık görüldü. Japonya ve Avrupa’da burun sümkürme alışkanlıkları arasındaki kültürel farklılıklardan hareket eden araştırmacı, doğru tekniğin belirlenmesine katkı sağlamayı amaçladı.

Unno, deneylerinde burundan geçen hava akışını ölçmek için iki pnömotakometre kullandı. 60 deneme boyunca her bir burun deliğinden çıkan havanın hızını, hacmini ve süresini inceledi. Kulak kanalındaki basınç değişimlerini takip etmek için ise basınç dönüştürücüsüne bağlı bir balon kateterinden yararlandı.

Araştırmanın sonuçlarına göre, daha güçlü bir nefes verme hareketi mukusun dışarı atılmasını kolaylaştırabiliyor. Deneylerde kulak kanalında ölçülen basınç değişimleri, yüksek kulak enfeksiyonu riski oluşturacak seviyeye ulaşmadı. Unno, mukusun daha etkili şekilde uzaklaştırılması için güçlü ve uzun süreli burun sümkürmeyi önerdi.

 

Biyoloji: Zehirli yılanların ısırma davranışı incelendi

Joao Miguel Alves-Nunes ve ekibi, zehirli Bothrops jararaca yılanlarının insanları hangi koşullarda ısırma eğilimi gösterdiğini araştırdı. Güney Amerika’da yaşayan bu engerek türü, Brezilya’nın güneyi, Paraguay ve Arjantin’in kuzeyinde bulunuyor.

Araştırmacılar, 75 zehirli yılanla laboratuvar ortamında deneyler gerçekleştirdi. Güvenlik botları giyerek yılanların başına, gövdesinin ortasına ve kuyruğuna bastılar. Ayrıca yılanların yakınına basarak doğrudan temas olmadan gerçekleşen tepkileri de gözlemlediler.

Deneylerde yılanların ısırma olasılığının daha sıcak koşullarda arttığı görüldü. Baş bölgesine basılması da ısırma davranışını tetikleyen faktörlerden biri oldu. Genç yılanların, özellikle dişilerin, daha fazla ısırma eğilimi gösterdiği belirlendi. Erkeklerde ise daha küçük bireylerin ısırmaya daha yatkın olduğu gözlemlendi.

Fizik: Sıçramayan pisuar tasarımı geliştirildi

 

Randy Hurd, Zhao Pan, Tadd Truscott ve Kaveeshan Thurairajah, erkekler için sıçramayı azaltan pisuar tasarımı geliştirmeye yönelik teorik ve deneysel çalışmalarıyla fizik ödülünü aldı.

Araştırmacılara göre idrar akışının seramik yüzeye çarpma açısı, sıçramanın oluşmasında belirleyici rol oynuyor. Yeterince düşük bir açı sağlandığında sıvı yüzey boyunca daha düzenli hareket ediyor ve damlacıkların dışarı sıçraması önlenebiliyor.

Bilgisayar modellemeleri sonucunda insanlar için en uygun çarpma açısı 30 derece olarak belirlendi. Farklı boylardaki kullanıcılar için bu açıyı koruyabilmek amacıyla dikdörtgen biçimli klasik tasarımlar yerine deniz kabuğundan esinlenen kavisli bir yapı geliştirildi. “Nautilus” adı verilen tasarım üzerinde yapılan simülasyonlarda sıçrama gözlemlenmedi. Diğer pisuar tasarımlarında ise 50 kata kadar daha fazla sıçrama görüldü.

Teknoloji: Sivrisinek hortumu 3D yazıcı ucuna dönüştürüldü

Justin Puma ve çalışma arkadaşları, dişi sivrisineklerin hortumlarını yüksek hassasiyetli 3D baskı için nozul olarak kullanmalarıyla teknoloji ödülünü kazandı. “Necroprinting” adı verilen yöntem, ölü organizmaların parçalarının mühendislik uygulamalarında kullanılmasını amaçlayan nekrobotik alanına dayanıyor.

 

Araştırmacılar, sıvı aktarımı için evrimleşmiş farklı hayvan yapılarını inceledi. Arı ve yaban arısı iğneleri, akrep iğneleri, zehirli yılan dişleri ve kırkayak pençeleri değerlendirildi. Ancak sürekli sıvı akışını sağlayabilen, ince ve dayanıklı yapıları nedeniyle sivrisinek hortumları tercih edildi.

Geliştirilen 3D nekroyazıcı, 18 ila 22 mikron arasında çözünürlük sunuyor. Bu değer, piyasada bulunan en küçük metal sıvı dağıtım uçlarının sağladığı çözünürlükten yaklaşık iki kat daha küçük.

Toprak bilimi: 25 ülkede 1.000 çift iç çamaşırı toprağa gömüldü

Franz Bender, Marcel van der Heijden, Atlant Bieri ve Pia Viviani, toprak sağlığını incelemek için 25’ten fazla ülkede 1.000 çift aynı tür pamuklu iç çamaşırını toprağa gömdükleri çalışma nedeniyle ödüle layık görüldü.

Gönüllüler, araştırma kapsamında iki çift organik pamuklu erkek iç çamaşırı, 12 çay poşeti ve toprak numunesi toplama ekipmanı aldı. Belirlenen alanlara iç çamaşırlarını ve çay poşetlerini gömen katılımcılar, ilk örnekleri 30 gün, ikinci örnekleri ise 60 gün sonra çıkardı. Malzemelerin durumunu belgeleyerek araştırmacılara gönderdiler.

 

Çalışmanın sonuçlarına göre, toprakta ayrışma hızını en fazla etkileyen faktör arazi kullanımı oldu. Özel bahçelerde iç çamaşırları daha hızlı ayrıştı ve bu alanlarda organik madde seviyeleri daha yüksek ölçüldü. Çim alanlarında toprak organizmalarının aktivitesi en düşük seviyede kalırken tarım arazileri ve çayırlarda orta düzeyde sonuçlar elde edildi.

Sıcaklık, nem ve topraktaki besin miktarı da ayrışma sürecini etkiledi. Araştırmacılar, “iç çamaşırı endeksi” olarak adlandırılan yöntemin, toprak koşulları hakkında çay poşeti endeksi kadar anlamlı bilgiler sağlayabildiğini belirtti. Bu bilgiler arasında toprağın kimyasal ve fiziksel özellikleri, yükselti ve nem düzeyi de yer alıyor.

 

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.

Yorumlar

0 yorum
İlk yorumu sen yaz.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir