Kendimizi Neden Gıdıklayamayız? Beyincik ve Zamanlama Oyunu

Kendi kendinizi gıdıklamayı denediğinizde, sonuç her zaman aynı: Hiçbir şey olmuyor. Ama başkası aynı hareketi yaptığında kahkahalar patlıyor. Beyin bu iki durumu nasıl ayırt edebiliyor?
Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Çözüm, kafatasının arka alt kısmında bulunan hızlı bir yapı, yani beyincik. Elinizi hareket ettirdiğinizde beyincik, elinizin bir sonraki noktasını milisaniyeler içinde hesaplar ve kortekse “Bu dokunuşu filtrele” mesajını gönderir. Böylece beyniniz dış dünyadan gelen uyarıları kendi vücudunuzdan gelen uyarılardan ayırır. Evrimsel açıdan bu beceri hayati; kendi hareketlerinizin yarattığı gürültüyü sürekli filtreleyerek gerçek tehditleri fark edebilmek gerekir.
Bilim insanları, gıdıklanmanın tek tip olmadığını uzun süredir biliyor. İlk tür, “knismesis”: bir tüyün ya da sineğin hafifçe sürtünmesiyle oluşan yüzeysel, kaşıntılı his. Bu tepki, cildinizdeki böcek veya paraziti sezmeye yarar, bu yüzden hayatta kalma açısından işlevseldir.
İkinci tür ise “gargalesis”: koltuk altı, karın veya diz gibi bölgelere uygulanan baskılı dokunuşun tetiklediği, insanı kahkahaya boğan klasik gıdıklanma. Bu türün beynin hipotalamus bölgesini uyardığı biliniyor. Hipotalamus, ani ve beklenmedik durumlarda adrenalin salınımını yönettiği için, kahkahanın altında bir koruma refleksi yatıyor.
Peki bu refleks neden gelişti? Bir kesim bilim insanı, gıdıklanmanın sosyal bağ kurmaya hizmet ettiğini savunuyor; primatlar arasında da gözlemlenen bu etkileşim, güven ortamında gerçekleştiğinde yakınlaşmayı kolaylaştırıyor. Başka bir görüş ise gıdıklanmayı bir tür içgüdüsel savunma antrenmanı olarak tanımlıyor: Çocukların hassas bölgelerini korumayı ve ani tehditlere tepki vermeyi öğrendiği doğal bir süreç.
Makine geciktirince beyin yanıldı
Beyinciğin tahmin sistemini bozan tek şey zamanlama; bu, geçmişte yürütülen bir deneyle somut biçimde ortaya konmuş durumda. Katılımcılar, mekanik bir kol aracılığıyla kendi avuç içlerini gıdıklayan bir çubuğu kontrol etti. Sistem eş zamanlı çalıştığında hiçbir his oluşmadı; beyincik hareketi önceden hesaplamış, sinyal zaten filtrelenmişti. Ancak araştırmacılar sisteme 1, 2 ve 3 saniyelik gecikmeler eklediğinde sonuç tamamen değişti. Dokunuşun zamanlaması beklentiden saptığında beyin “bu benden geliyor” çıkarımını yapamadı ve katılımcılar kendilerini gıdıkladıklarını hissetti.
Yani kendi kendinizi gıdıklamanın önünde duran engel güç değil, öngörü. Beyniniz sizi bir adım geçtiği sürece o refleks hiç tetiklenmiyor. Ama sistemi yeterince şaşırtırsanız, vücudunuz tam olarak bilmesi gerektiği şeyi unutuyor.
Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.





Yorumlar
0 yorum