Avrupa Birliği, çocukların Instagram, Facebook, Telegram, Reddit ve X gibi çevrim içi platformlara erişimini daha sıkı kontrol altına almayı hedefleyen yeni yaş doğrulama uygulamasını devreye almaya hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, uygulamanın teknik olarak hazır olduğunu ve kısa süre içinde kullanıcıların erişimine sunulacağını açıkladı. Brüksel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan von der Leyen, dijital platformların çocukları yeterince korumadığı durumlarda Avrupa kurallarının kararlılıkla uygulanacağını vurguladı. Açıklamalar, kıtada sosyal medya kullanımına yönelik daha sert düzenlemelerin kapıda olduğu yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Kimlik doğrulama ile anonim yaş kontrolü
Yeni sistem, hem mobil cihazlarda hem de bilgisayarlarda çalışabilecek şekilde tasarlandı. Kullanıcıların sisteme pasaport veya kimlik kartı yükleyerek yaşlarını doğrulaması gerekecek ancak süreç anonim şekilde işleyecek. Bu yapı sayesinde platformlar, kullanıcı kimliğini doğrudan görmeden yalnızca yaş bilgisine erişebilecek.
Von der Leyen, uygulamayı günlük yaşamdan bir örnekle açıklayarak, çevrim içi yaş kontrolünün mağazalarda alkol satın alırken yapılan kimlik kontrolüne benzer bir işleyişe sahip olacağını ifade etti.
Avrupa genelinde minimum yaş tartışması büyüyor
Avrupa’da en az bir düzine ülke, sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemeleri üzerinde çalışıyor ya da bu kuralları yürürlüğe koymuş durumda. Bu sınırlar genellikle 13 ile 16 yaş aralığında değişiyor. Birleşik Krallık ve Norveç gibi AB dışı ülkeler de bu sürece dahil olan ülkeler arasında yer alıyor. Avrupa Parlamentosu’nun kasım ayında kabul ettiği bir raporda ise tüm üye ülkelerde sosyal medya kullanımı için 16 yaş sınırı getirilmesi çağrısı yapılmıştı. Henüz bağlayıcı bir AB yasası bulunmasa da bu yöndeki siyasi baskı giderek artıyor.
Dijital koordinasyon mekanizması hazırlanıyor
AB’nin dijital alandaki yetkili ismi Henna Virkkunen, yaş doğrulama sisteminin tüm ülkelerde uyumlu şekilde uygulanabilmesi için bir Avrupa koordinasyon mekanizması oluşturulacağını açıkladı. Komisyon’un geçtiğimiz yıldan bu yana ortak bir dijital doğrulama altyapısı üzerinde çalıştığı da bildirildi.
Virkkunen, sistemin gizlilik korumasının “sıfır bilgi ispatı (zero-knowledge proofs)” adı verilen kriptografik yöntemlerle sağlanacağını ve uygulamanın açık kaynaklı olacağını belirtti. Bu yapının hem özel şirketler hem de farklı ülkeler tarafından model olarak kullanılabileceği ifade edildi.
Düzenlemelerin uygulanması sürecinde teknik zorlukların da gündeme gelmesi bekleniyor. Daha önce Avustralya’da yürürlüğe giren benzer sosyal medya kısıtlamalarının ardından VPN kullanımında ciddi artış yaşanmış, kullanıcıların erişim engellerini aşmak için bu yöntemlere yöneldiği görülmüştü.
AB yetkilileri, sistemin VPN üzerinden aşılabileceğini kabul etmekle birlikte, uygulamanın temel amacının kapsamlı bir dijital denetim olmadığını vurguluyor. Yetkililere göre sistem, çocukların uygunsuz içeriklere “istenmeden maruz kalmasını engelleyen bir bariyer” işlevi görecek.
Karar süreci yaz aylarında netleşecek
Henüz Avrupa genelinde bağlayıcı bir yasal düzenleme yürürlüğe girmedi. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun tavsiye niteliğindeki çağrıları ve üye ülkelerdeki paralel çalışmalar süreci hızlandırıyor. Komisyon bünyesinde çocukların çevrim içi güvenliği için kurulan özel panelin yaz aylarında önerilerini sunması ve olası yasal çerçevenin bu rapor doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.
Gizlilik tartışmaları gündemde
Avrupa’da en az 15 ülkenin çeşitli yaş doğrulama ya da sınırlama adımları attığı ya da planladığı belirtiliyor. İrlanda, İspanya, Fransa, Kıbrıs, Danimarka, Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler AB’nin geliştirdiği sistemi benimsemeyi planlayan ülkeler arasında yer alıyor.
Yeni sistemin en çok tartışılan yönlerinden biri ise gizlilik konusu. Eleştirmenler, zorunlu yaş doğrulama uygulamalarının geniş ölçekli veri izleme altyapılarına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Bazı uzmanlar bu tür sistemlerin kötüye kullanım riskine dikkat çekiyor.
AB tarafı ise uygulamanın tamamen anonimleştirilmiş bir yapıda olacağını ve COVID-19 dijital sertifika sistemine benzer bir mimariyle çalışacağını savunuyor. Bu sistemin tasarım yaklaşımının, daha sonra Dünya Sağlık Örgütü tarafından da model alındığı hatırlatılıyor.







