Güneş ve rüzgar nükleeri geride bıraktı: Enerji dengeleri değişiyor
Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu 2026’ya (WNISR 2026) göre güneş ve rüzgar enerjisi, küresel elektrik üretiminde nükleer enerjiyi aylık bazda geride bırakmaya başladı. Rapor, yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı artış ile nükleer santrallerdeki yavaş büyüme arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koyuyor.
Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Fransız nükleer enerji danışmanı Mycle Schneider’ın koordinasyonunda hazırlanan WNISR 2026’ya göre rüzgar enerjisi Mart 2025’te, güneş enerjisi ise Nisan 2025’te ilk kez aylık elektrik üretiminde nükleeri geride bıraktı. Mart 2025 ile Haziran 2026 arasındaki her ayda güneş veya rüzgar kaynaklarından en az biri, tek başına nükleer santrallerden daha fazla elektrik üretti. Mart, Nisan ve Mayıs 2026’da ise hem güneş hem de rüzgar ayrı ayrı nükleer üretimin üzerine çıktı.
Güneş enerjisinde rekor büyüme
Rapor, 2025 yılında yenilenebilir enerji ile nükleer enerji arasındaki büyüme farkının daha da belirginleştiğini gösteriyor. WNISR verilerine göre küresel güneş enerjisi kapasitesi 2025’te 510 GW artarak 2.383 GW’a ulaştı. Bu, yıllık bazda yaklaşık yüzde 27’lik büyümeye karşılık geliyor. Rüzgar kapasitesi ise rekor seviyede 159 GW artışla 1.291 GW’a çıktı.
Buna karşılık nükleer enerjide kurulu kapasite yalnızca 1,5 GW artarak 399,5 GW seviyesine yükseldi. Faaliyetteki nükleer kapasite ise 0,5 GW azalarak 368,6 GW’a geriledi. WNISR, nükleer kapasitenin 25 yılı aşkın süredir büyük ölçüde yatay seyrettiğine dikkat çekerken, özellikle güneş enerjisinin çok daha hızlı büyüdüğünü belirtiyor.
Nükleerin küresel elektrik üretimindeki payı geriledi
Ancak güneş enerjisindeki büyüme WNISR’nin kullandığı rakamlardan bile daha yüksek olabilir. IEA PVPS’nin 2026 verilerine göre 2025’te dünya genelinde yaklaşık 690 GW yeni güneş enerjisi kapasitesi kuruldu ve toplam kapasite yıl sonunda yaklaşık 2,96 TW‘a ulaştı. IEA PVPS’nin tahmini, WNISR’nin kullandığı 510 GW’lık artıştan yaklaşık 180 GW daha yüksek. Bu nedenle güneş enerjisi ile nükleer enerji arasındaki kapasite farkının WNISR verilerinin işaret ettiğinden daha büyük olduğu görülüyor.
WNISR 2026’ya göre dünya genelindeki nükleer santraller 2025’te 2.703 TWh elektrik üretti. Üretim yıllık bazda yüzde 1,1 artarken bu artışın önemli bölümü Çin’deki yüzde 7,6’lık yükselişten kaynaklandı. Çin dışındaki nükleer elektrik üretimi ise yüzde 0,2 geriledi ve 2006 seviyesinin altında kaldı. Nükleer enerjinin küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 8,8’e düştü. Bu oran, 45 yılın en düşük seviyesi olurken 1996’daki yüzde 17,5’lik zirvenin yaklaşık yarısına denk geliyor.
Yeni nükleer santral inşaatları hızlanıyor
Bununla birlikte nükleer sektörü tamamen durgun değil. 1 Temmuz 2026 itibarıyla dünya genelinde 73 reaktör inşa halinde. Bu, 1987’den bu yana görülen en yüksek seviye. İnşaat halindeki reaktörlerin 37’si Çin’de bulunuyor. Rusya ise uluslararası nükleer teknolojide önemli bir konuma sahip. Rus teknolojisi, dünya genelinde inşa edilen 29 reaktörde kullanılıyor ve bunların 22’si Rusya dışında yer alıyor.
2025’te yeni reaktör inşaatlarının başlaması da hızlandı. Toplam 12 reaktörün inşasına başlandı. Bunların dokuzu Çin’de, ikisi Rusya’da ve biri Güney Kore’de bulunuyor. Ancak yeni projelerin tamamlanma süresi nükleer sektörün en önemli sorunlarından biri olmaya devam ediyor. 2023-2025 arasında şebekeye bağlanan 16 reaktörün hiçbiri planlanan sürede tamamlanamadı. Ortalama inşaat süresi 10,9 yıl oldu.
Batarya yatırımları güneş enerjisinin önünü açıyor
WNISR’ye göre güneş ve rüzgarın değişken üretim yapısından kaynaklanan şebeke sorunlarında batarya depolama sistemleri giderek daha önemli hale geliyor. 2025’te dünya genelinde yaklaşık 104 GW / 257 GWh yeni şebeke ölçekli batarya depolama kapasitesi devreye alındı. Toplam batarya enerji depolama kapasitesinin yüzde 78’inden fazlası ise yalnızca 2023-2025 döneminde kuruldu.
Rapora göre düşen batarya maliyetleri, güneş enerjisinin büyümeye devam etmesini destekleyebilecek önemli faktörlerden biri. Özellikle güneş ve rüzgar üretiminin yüksek, elektrik fiyatlarının ise düşük veya negatif olduğu dönemlerde depolama sistemleri şebekenin esnekliğini artırabiliyor.
SMR’lerde beklentiler hala karşılanmış değil
Nükleer kapasitedeki uzun vadeli değişim de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Son 20 yılda küresel nükleer kapasite net 21,5 GW artarken Çin tek başına 52,3 GW kapasite ekledi. Çin dışındaki ülkelerde kapasite ise yaklaşık 30,7 GW azaldı.
Raporun dikkat çektiği bir diğer konu ise küçük modüler reaktörler (SMR). Nükleer endüstri uzun süredir SMR’leri daha düşük maliyet, daha hızlı inşaat, artırılmış güvenlik ve daha kolay kurulum gibi avantajlarla sunuyor.
WNISR ise ticari ilerlemenin henüz bu beklentileri karşılamadığını savunuyor. Raporda, bazı SMR tasarımlarının 300 MW veya daha yüksek kapasiteye sahip olduğu, bazı tasarımların ise büyük reaktörlere kıyasla iki ila 30 kat daha fazla nükleer atık üretebileceğini öne süren analizlere yer veriliyor.
Buna rağmen Kanada, Çin, Rusya, Çekya, İsveç, İngiltere ve ABD’de çeşitli SMR projeleri ilerliyor. İngiltere, Wylfa’da Rolls-Royce tarafından geliştirilen üç reaktör için 2,6 milyar sterlin finansman taahhüdünde bulundu. ABD’de ise GE Vernova, TerraPower, X-energy ve Kairos Power gibi şirketlerin projeleri federal destek alıyor.
Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.





Yorumlar
0 yorum