Sahte Hedef Teknolojisi: Düşman Radarlarını Yanıltmak İçin Geliştirildi

Modern hava savunma sistemlerini atlatmak giderek zorlaşıyor. Gelişmiş radar ağları aynı anda onlarca farklı tehdidi saptayıp takip edebilecek kapasiteye ulaştı. Bu durum, askeri uçakların hedef bölgesine kayıpsız ulaşması için yeni yanıltma yöntemlerini zorunlu kılıyor.
Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Sahada yaşanan yoğun çatışmalar üzerine harekete geçen savunma devi Raytheon, durdurduğu ADM-160 Minyatür Havadan Fırlatılan Sahte Hedef (MALD) sisteminin üretimine yeniden başlama kararı aldı. Görünmezlik teknolojileri elbette tek başına yeterli değil. Örneğin F-35A Lightning II gibi gelişmiş bir savaş uçağı radarda küçük bir nokta şeklinde belirmekten kurtulamaz. MALD sistemi ise tam bu aşamada devreye girerek F-35A uçaklarının önüne konuşlandırılıyor.
Sahte hedef, radarda devasa bir uçak görüntüsü veriyor. Düşman savunması gerçek uçakları tespit etmekte zorlanırken tüm dikkatini bu yapay izlere yoğunlaştırıyor. Tekli veya sürü halinde fırlatılan bu sistemler, gökyüzünde gerçekte var olandan çok daha büyük bir filo varmış algısı yaratıyor.
Sistemin ilk test süreci 1999 yılında küçük ve uygun maliyetli bir füze projesiyle başladı. Zamanla ADM-160A modelinden daha yetenekli ADM-160C versiyonuna geçiş yapıldı. Ana hava aracından bırakılan sistem, gücünü bünyesindeki TJ150 turbojet motorundan alıyor. Üretici şirket Raytheon, ilk aşamada geleneksel motorları tercih etse de ilerleyen dönemde üç boyutlu yazıcıyla basılan yeni motor versiyonunu tasarıma entegre etmeyi planlıyor.
MALD sisteminin içinde Northrop Grumman tarafından üretilen İmza Artırma Alt Sistemi (SAS) bulunuyor. Bu gizli donanım, düşman radarlarını tamamen kendi istediği gibi yönlendiriyor. Sistem ilk aşamada düşmandan gelen radar sinyallerini topluyor. Menzil genişletme modülasyonu ile sinyal bölünüyor ve geciktiriliyor. Böylece fiziksel boyutu küçük olan sahte hedef, düşman ekranında devasa bir bombardıman uçağı şeklinde görünüyor.
İkinci aşamada jet motoru modülasyonu çalışıyor. Radar dalgalarının gerçek bir jet motoruna çarptığında oluşturduğu türbülans ve kesinti sinyalleri kopyalanıyor. Son aşamada ise radar sinyalinin genliği ve polarizasyonu sürekli değiştirilerek dev bir gövdenin yansıma hareketleri simüle ediliyor. Tüm bu adımlar birleştiğinde ortaya tam anlamıyla kusursuz bir “sahte hedef” çıkıyor. Sürü halinde uçan sahte hedefler, tek bir gerçek savaş uçağı bile bölgeye girmeden önce düşman hattında büyük bir saldırı başladığı izlenimini veriyor.
Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.




Yorumlar
0 yorum