17 Ağustos 2026Teknolojinin en güncel hali!
Son Haberler
AnasayfaSağlıkTürk araştırmacılar ‘sonsuz kaydırma’ fenomenini inceledi: Depresyondan önce yaşanan belirtiler
Sağlık

Türk araştırmacılar ‘sonsuz kaydırma’ fenomenini inceledi: Depresyondan önce yaşanan belirtiler

Türk araştırmacılar ‘sonsuz kaydırma’ fenomenini inceledi: Depresyondan önce yaşanan belirtiler
⏱ 3 dk okuma👁 2 görüntülenme
Sosyal medyada saatlerce kısa videolar arasında gezinmek, internette “brain rot (beyin çürümesi)” olarak adlandırılıyor. Karabük Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü yeni çalışma ise bu durum ile depresyon arasındaki ilişkinin sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.

 

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!

Çalışma, beyin çürümesinin depresyona doğrudan sebep olmadığını, aksine tükenmişlik, stres ve kaygı yoluyla depresif belirtilere giden bir süreç oluşturduğunu gösteriyor.

Beyin çürümesi depresyona nasıl bağlanıyor?

Araştırmacılar, ‘beyin çürümesi’ terimini, düşük kaliteli ve kısa biçimli dijital içeriklerin sürekli tüketilmesiyle ortaya çıkan bilişsel yorgunluk, zihinsel tükenme ve dikkat parçalanması olarak tanımlıyor.

Psikoloji profesörü Hasan Batmaz, Cemile Büşra Özsağır ve Halise Arslan Şekkeli’nin yönettiği çalışmada 439 genç yetişkin değerlendirildi. Katılımcıların ortalama yaşı 22,15 idi. Katılımcıların çoğunluğu sosyal medyada günde en az beş saat geçirdiğini, yaklaşık dörtte biri ise yedi saatten fazla zaman harcadığını belirtti.

Araştırmacılar, bulgularını Bilişsel Yük Teorisi’ne (Cognitive Load Theory) dayandırdı. Teoriye göre çalışma belleği sınırlı kapasitede olup, çok fazla bilginin kısa sürede işlenmesi zihinsel sistemi aşırı yükleyebilir.

Kısa video platformlarının yapısı bu durumu pekiştiriyor. Kullanıcılar birkaç saniye içinde komedi videosundan üzücü habere, ardından yemek tarifine veya farklı bir konuya geçiyor. Her kaydırmada konu ve bağlam değiştiği için beyin, bilgiyi işlemek, anlamlandırmak ve uzun süreli belleğe aktarmak için yeterli süre bulamıyor.

Sürecin kilit noktası tükenmişlik

Çalışmanın en dikkat çekici sonucu, beyin çürümesi ile depresyon arasında doğrudan ve istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı bulunmaması oldu. Bunun yerine araştırmacılar, bilişsel yorgunluğun kişinin zihinsel ve duygusal kaynaklarını tüketerek önce tükenmişliği artırdığını belirledi.

 

Tükenmişlik artışıyla birlikte süreç stres ve kaygıya evriliyor. Stres ve anksiyete seviyelerinde yükseliş gözlemleniyor ve bu durum depresif belirtilerin ortaya çıkmasıyla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar bu ardışık süreci “loss spiral”, yani “kayıp sarmalı” olarak adlandırdı.

Kadınlarda risk daha yüksek

Cinsiyetler arasında da farklılıklar tespit edildi. Kadın katılımcılar erkeklere göre daha yüksek bilişsel yorgunluk, tükenmişlik, stres ve anksiyete düzeyleri bildirdi.

Ancak araştırmanın sonunda erkek ve kadınların genel depresyon seviyeleri benzerdi. Araştırmacılar, depresyonun çok sayıda faktörün etkisiyle şekillenen karmaşık bir durum olduğunu ve sonuçların yalnızca sosyal medya kullanımına indirgenemeyeceğini belirtti.

Doomscrolling de benzer bir döngüyü besleyebilir

Doomscrolling, savaş, ekonomik kriz, iklim değişikliği veya kamu güvenliği gibi kaygı yaratıcı gelişmelerle ilgili olumsuz içerikleri sürekli takip etme ve yeni bilgi arama davranışı olarak tanımlanır.

Konu hakkındaki ek araştırmalar sosyal medyanın başka bir kullanım biçimi olan “doomscrolling” davranışının da farklı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

 

Birleşik Krallık’ta 6 binden fazla kişinin katıldığı Virgin Media O2 araştırması, telefon kullanımının %36’sının “istenmeden” gerçekleştiğini gösterdi. Bu kullanım günde ortalama 1 saat 26 dakika olarak hesaplandı.

10 yaşında akıllı telefon kullanmaya başlanan ve 88 yaşına kadar yaşanacak bir kişi için, yaşam süresince yaklaşık 41 bin saat telefon kullanımına denk geldiği hesaplandı. Bu, yaklaşık 5 yıla eşdeğer.

Doomscrolling, yalnızca boş zamanla sınırlı kalmıyor. Başka bir araştırma, iş sırasında sürekli olumsuz haber ve sosyal medya içerikleri tüketen kişilerin bu içerikler üzerine daha fazla düşündüğünü ve bunun iş bağlılığının azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi.

Araştırma, doomscrolling davranışının insanların belirsizlik dönemlerinde gelişmeleri takip ederek kaygılarını kontrol etmeye çalışmasıyla ilgili olduğunu ortaya koydu. Ancak sürekli bilgi arayışı, kişiyi tekrar tekrar olumsuz içeriklere maruz bırakarak zihinsel olarak meşgul edebilir.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.

Yorumlar

0 yorum
İlk yorumu sen yaz.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir