Deniz taşımacılığı, bugün dünya genelindeki karbon emisyonlarının önemli bir kısmından sorumlu. Bu yüzden son yıllarda sektörün karbonsuzlaştırılması, özellikle de alternatif yakıt teknolojilerinin geliştirilmesi büyük önem kazandı. Elektrikli alternatiflerin özellikle uzun mesafeli ve yüksek kapasiteli gemiler için yeterli olmaması, sektörü hidrojen gibi daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip çözümlere yönlendiriyor. Hidrojenli gemiler, yüksek maliyetleri sebebiyle hâlâ niş bir tercih olarak görülüyor olsalar da son dönemde bu teknolojinin daha çok kullanıldığını görmeye başladık. Bunun son örneği de Japonya’dan geldi. Japonya Motor Koperatifi ve Kawasaki Ağır Sanayi, büyük ticari gemilerde kullanılmak üzere geliştirilen tam ölçekli bir ana motorda hidrojen yakma testlerine başladıklarını duyurdu. Sektör açısından bir ilk olan bu testlerde motorun, tam yük altında çalışırken %95’i aşan hidrojen kullanım oranına ulaşabildiği ve buna rağmen kararlı performansını koruduğu açıklandı. Bu oran, hidrojenin sadece yardımcı bir yakıt değil, ana enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini gösteren kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!
Geliştirilen Motor, 17.500 Tonluk Hidrojenli Bir Gemiye Entegre Edilecek
Söz konusu proje, Japonya’nın Yeşil İnovasyon Fonu kapsamında destekleniyor. Yaklaşık iki trilyon yenlik (12.6 milyar dolar) devlet desteğiyle finanse edilen proje, ülkenin “2050 karbon nötr” hedefinin denizcilik ayağını oluşturuyor. Geliştirilen motorun Ocak 2027’de teslim edilmesi ve Onomichi Dockyard tarafından inşa edilen 17.500 tonluk çok amaçlı bir gemiye entegre edilmesi planlanıyor. Bu geminin 2028 itibarıyla üç yıllık bir gösterim programına başlaması bekleniyor.
Düşük devirli iki zamanlı motor mimarisi ile sıvılaştırılmış hidrojen yakıtını bir araya getiren bu sistem, özellikle okyanus aşırı taşımacılık yapan büyük tonajlı gemiler için optimize edilmiş durumda. Denizcilikte yaygın olarak kullanılan bu tür motorlar, doğrudan pervaneye bağlı çalışabildiği için yüksek tork üretirken daha düşük yakıt tüketimi sağlıyor. Yeni geliştirilen motorda da bu temel yapı korunurken, geleneksel ağır fuel-oil yerine hidrojenin sisteme entegre edilmesi sağlanıyor.
Bu sistemde hidrojen, sıvı formda (-253°C civarında) depolanıyor ve yanma odasına kontrollü şekilde enjekte ediliyor. “Karma yakma” yaklaşımı sayesinde motor tamamen hidrojene geçmeden önce, küçük miktarda dizel yakıtı ateşlemeyi başlatmak için kullanıyor. Bu yöntem, hidrojenin düşük tutuşma enerjisi ve yüksek yanma hızı gibi özelliklerini daha stabil bir şekilde kontrol etmeyi mümkün kılıyor.
Hidrojen yanması teoride karbon salımı üretmese de yüksek sıcaklıklar nedeniyle azot oksit (NOx) oluşması hâlâ bir sorun. Bu yüzden sistemde egzoz gazı resirkülasyonu (EGR) veya benzeri emisyon kontrol teknolojilerinin de kullanılması planlanıyor. Tüm bu mühendislik çözümleri bir araya geldiğinde, ortaya çıkan motor yalnızca alternatif bir yakıt denemesi olmaktan çıkıp, mevcut büyük gemi altyapısına uyum sağlayabilecek gerçekçi bir dönüşüm modeli sunacak.
Bugüne kadar geliştirilen hidrojen çözümlerinin büyük kısmı feribotlar veya kıyı taşımacılığına gibi daha küçük ölçekli ve kısa mesafeli projelere odaklanmıştı. Japonya’dan gelen bu son haber, hidrojenle çalışan gemi teknolojilerinin yalnızca bunlarla sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Çünkü yeni geliştirilen bu motor, çok daha farklı bir ölçeğe işaret ediyor.






