17 Haziran 2026Teknolojiye dair her şey!
AnasayfaDonanımSamsung’dan dünyayı değiştirecek muvaffakiyet: Cinsinin birinci transistörü
Donanım

Samsung’dan dünyayı değiştirecek muvaffakiyet: Cinsinin birinci transistörü

Samsung’dan dünyayı değiştirecek muvaffakiyet: Cinsinin birinci transistörü
Yarı iletken endüstrisi onlarca yıldır aynı temel hedefin peşinden koşuyor. Tüm şirketlerin amacı daha küçük alana daha fazla transistör sığdırmak. Bu sayede işlemciler daha hızlı çalışıyor, daha az enerji tüketiyor ve daha karmaşık görevleri yerine getirebiliyor. Ancak sektör artık fizik kurallarının belirlediği sınırlara yaklaşmış durumda. Samsung Electronics‘in duyurduğu 42 nanometre kapı aralığına sahip dünyanın ilk 3D Stacked FET (3D Yığınlı Alan Etkili Transistör) teknolojisi ise bu çıkmazı aşabilecek en önemli adaylardan biri olarak görülüyor.

Şirketin yarı iletken araştırma merkezi bünyesindeki Logic TD ekibi tarafından geliştirilen teknoloji, dünyanın en prestijli yarı iletken etkinliklerinden biri olan VLSI Symposium 2026’da tanıtıldı. Çalışma, konferansa gönderilen 1.000’den fazla araştırma arasından birinci seçildi.

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!

Çipler neden artık eskisi gibi küçülemiyor?

Modern işlemcilerde milyarlarca transistör bulunuyor. Transistörler, elektronik dünyasının temel yapı taşları olarak görev yapıyor ve verilerin işlenmesini sağlayan açma-kapama anahtarları gibi çalışıyor.

Uzun yıllar boyunca üreticiler performans artışını transistörleri yatay düzlemde birbirine daha fazla yaklaştırarak elde etti. Ancak transistörler arasındaki mesafe küçüldükçe yeni bir sorun ortaya çıkıyor. Komşu transistörlerin birbirini etkilemesini önleyen yalıtım katmanları da inceliyor ve belirli bir noktadan sonra elektrik akımı bu bariyerleri aşarak kaçaklara neden olabiliyor. Bu nedenle yalnızca yatay küçülmeye dayalı geleneksel ölçekleme yaklaşımı artık giderek daha maliyetli ve karmaşık hale geliyor.

Çözüm yukarı doğru büyümek

Samsung’un geliştirdiği 3D Stacked FET mimarisi bu soruna farklı bir açıdan yaklaşıyor. Geleneksel çiplerde N tipi ve P tipi transistörler yan yana yerleştirilirken yeni tasarımda bu iki yapı üst üste konumlandırılıyor.

Bu yaklaşımı bir şehir örneğiyle açıklamak mümkün. Nüfus arttığında önce evler birbirine yaklaştırılır. Ancak boş alan kalmadığında çözüm çok katlı binalar inşa etmek olur. Aynı mantık yarı iletkenlerde de geçerli. Yatay alanda daha fazla küçülemeyen transistörler bu kez dikey eksende istifleniyor. Böylece iki transistörün kapladığı alan teorik olarak tek bir transistörün alanına indirilebiliyor. Sonuç olarak aynı çip yüzeyinde çok daha fazla transistör kullanılabiliyor.

Samsung’a göre 3D Stacked FET tamamen yeni bir teknolojik yön değil. Aslında son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan Gate-All-Around (GAA) mimarisinin doğal evrimi olarak görülüyor.

GAA yapısında akım, nanosheet adı verilen son derece ince yarı iletken katmanlardan geçiyor. Bu nanosheet kanalların çok katmanlı olarak üretilebilmesi, transistörlerin dikey yönde istiflenmesinin önünü açıyor. Bu nedenle Samsung, 3D Stacked FET teknolojisini GAA’nın üçüncü boyuta taşınmış hali olarak tanımlıyor.

Dışarıdan bakıldığında transistörleri üst üste yerleştirmek basit görünebilir. Ancak bunun pratikte gerçekleştirilebilmesi için üç büyük mühendislik probleminin çözülmesi gerekiyor.

İlk olarak, transistörlerin yeterli akım taşıma kapasitesine sahip olması gerekiyor. İkinci olarak ok katmanlı kanalların kusursuz kristal yapıda üretilmesi gerekiyor. Üçüncü ve en kritik konu ise üst ve alt transistörlerin elektriksel olarak birbirinden tamamen izole edilmesi. Samsung’un çalışmasında bu üçü için de çözüm sunuluyor.

İlk kez 3+3 katmanlı nanosheet yapısı kullanıldı

Bir transistörde akımın geçtiği yol “kanal” olarak adlandırılıyor. Kanal yeterince geniş değilse performans düşüyor. Samsung bu sorunu çözmek için hem üstteki hem de alttaki transistörlerde üçer katmanlı nanosheet kanallar kullandı. Böylece toplamda altı nanosheet katmanı bulunan yeni bir yapı oluşturuldu.

Daha önce sektörde gösterilen yapılarda genellikle iki katmanlı nanosheet tasarımları kullanılıyordu. Samsung’un geliştirdiği 3/3 nanosheet mimarisi CFET yapılarında bugüne kadar ulaşılan en yüksek katman olarak öne çıkıyor. Bu sayede çip alanı küçülürken akım taşıma kapasitesi korunabiliyor.

Ancak çok katmanlı bir yapı oluşturmak tek başına yeterli değil. Her katmanın aynı kalınlığa, aynı şekle ve aynı kristal kalitesine sahip olması gerekiyor. Bunu çok şeritli bir otoyola benzetmek mümkün. Yol geniş olsa bile şeritlerin bazıları bozuk veya dar ise trafik akışı verimli gerçekleşmez. Bu kapsamda Samsung, nanosheet katmanlarını yüksek hassasiyetle ürettiğini ve çok katmanlı yapıda yüksek kristal kalitesini koruyabildiğini açıkladı.

Öte yandan dikey istifleme teknolojisinin merkezinde Middle Dielectric Isolation (MDI) adı verilen özel dielektrik yalıtım katmanı bulunuyor. MDI, üst ve alt transistörlerin birbirini elektriksel olarak etkilemesini engelliyor. Bir apartman binasında katlar arasındaki beton döşeme nasıl farklı daireleri birbirinden ayırıyorsa, MDI da iki transistör katmanı arasında benzer görevi üstleniyor.

Katman çok ince olursa elektriksel etkileşim ortaya çıkabiliyor. Çok kalın olması durumunda ise üretim süreci zorlaşıyor. Bu nedenle MDI’nin konumu ve kalınlığı nanometre ölçeğinde hassasiyet gerektiriyor. Samsung, çalışmasında bu sorunu başarıyla çözdüğünü belirtiyor.

42 nm ile yeni dünya rekoru

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise 42 nanometrelik gate pitch değeri oldu. Gate pitch, komşu transistör kapıları arasındaki merkezden merkeze mesafeyi ifade ediyor. Bu değerin küçülmesi aynı alana daha fazla transistör yerleştirilebilmesi anlamına geliyor.

Samsung’un açıklamasına göre daha önce kamuya açıklanan en düşük değer 48 nm seviyesindeydi. Yeni çalışma bu sınırı aşarak 42 nm’ye ulaştı ve sektör için yeni bir referans noktası oluşturdu.

Şirket ayrıca üst ve alt transistörleri doğrudan birbirine bağlayan RBC (RX Bounded Contact) teknolojisini de ilk kez uyguladı. RBC, üst ve alt transistörler arasında doğrudan dikey bağlantı kurulmasını sağlayan yeni bir yöntem.

Geleneksel yaklaşımlarda bağlantılar çip yüzeyinden dolanarak “U” veya “C” şeklinde gerçekleştiriliyordu. Samsung’un geliştirdiği yöntemde ise bağlantı doğrudan aşağı doğru ilerleyen “I” şeklindeki bir yapı ile sağlanıyor.

Bu yöntem alan tasarrufu sağlasa da üretim açısından son derece zorlayıcı. Samsung’un paylaştığı bilgilere göre RBC geliştirme sürecinde ekip ciddi zorluklarla karşılaştı. Öyle ki geliştirme sürecinde mühendisler tatile çıkmadan çalışmaya devam etti. Sonunda ekip, daha önce V-NAND ve DRAM projelerinde edinilen deneyimlerden yararlanarak uygun üretim sürecini oluşturmayı başardı.

Yapay zeka işlemcilerinde büyük sıçrama sağlayabilir

Samsung’un en dikkat çekici iddiası ise teknolojinin potansiyel etkileriyle ilgili. Şirkete göre dikey istifleme sayesinde aynı alana iki kat daha fazla transistör yerleştirilebiliyor. Bu durum teorik olarak enerji verimliliğinde iki kata kadar iyileşme sağlayabilir.

Geleneksel üretim düğümü geçişlerinde performans artışları genellikle yüzde 10-15 seviyelerinde kalırken 3D istifleme mimarisi çok daha büyük yoğunluk kazanımları sunabiliyor.

Özellikle yapay zeka hızlandırıcıları, veri merkezi işlemcileri ve yüksek performanslı bilgi işlem sistemleri için daha yüksek performans ve daha düşük güç tüketimi anlamına gelen bu yaklaşımın gelecekte çip tasarım anlayışını değiştirebileceği düşünülüyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.

Yorumlar

0 yorum
İlk yorumu sen yaz.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir