22 Haziran 2026Teknolojiye dair her şey!
AnasayfaPopüler BilimHava, su, güneş: Türkiye için güç dönüşümü her zamankinden daha kıymetli
Popüler Bilim

Hava, su, güneş: Türkiye için güç dönüşümü her zamankinden daha kıymetli

Hava, su, güneş: Türkiye için güç dönüşümü her zamankinden daha kıymetli
Türkiye, enerji alanında son yılların en güçlü dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Elektrik üretiminde yerli kaynakların payının yüzde 85’e, yenilenebilir kaynakların payının ise yüzde 72,3’e ulaşması elektrikli otomobillerin çevresel açıdan olduğu kadar aynı zamanda ekonomik ve stratejik açıdan da kritik hale geldiğini ortaya koyuyor.

Elektrik üretiminde tarihi rekorlar kırıldı

Haberi okuduğunuz için teşekkürler, bizi takip etmeyi unutmayın!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de Mayıs 2026‘da toplam 27,15 milyar kWh elektrik üretildi. Bu dönemde hidroelektrik santralleri 11,71 milyar kWh üretimle aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken toplam elektrik üretiminin yüzde 43,1’i hidroelektrik santrallerinden karşılandı.

Rüzgar santralleri 2,39 milyar kWh üretimle toplam üretimin yüzde 8,8’ini, güneş santralleri ise 3,72 milyar kWh ile yüzde 13,7’sini oluşturdu. Böylece yalnızca rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki toplam payı yüzde 22,5’e yükseldi.

Bu tabloyla birlikte yerli kaynakların elektrik üretimindeki payı yüzde 85’e, yenilenebilir kaynakların payı ise yüzde 72,3’e çıkarak tarihi seviyeye ulaştı.

2026’nın ilk beş aylık döneminde de benzer bir görünüm oluştu. Hidroelektrik üretimi 46,4 milyar kWh, rüzgar üretimi 18 milyar kWh, güneş üretimi ise 14,2 milyar kWh ile aynı dönemlerin en yüksek seviyelerini gördü. Aynı süreçte yerli kaynaklardan 106,5 milyar kWh, yenilenebilir kaynaklardan ise 88,1 milyar kWh elektrik üretildi.

Enerji ithalatı Türkiye’nin en büyük ekonomik yüklerinden biri

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in paylaştığı verilere göre son 23 yılda Türkiye’nin toplam enerji ithalatı yaklaşık 1,1 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, toplam cari açığın yaklaşık 1,5 katına, toplam dış borcun ise 2,1 katına karşılık geliyor.

Türkiye’nin kurulu kapasitesinde hidroelektrik yüzde 25,7, güneş yüzde 21,5, rüzgar yüzde 12,1, biyokütle yüzde 1,7 ve jeotermal yüzde 1,4 paya sahip bulunuyor. Bakan Şimşek, 2026 yılı sonunda elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payının yüzde 57,5 seviyesine ulaşmasının beklendiğini açıkladı.

Asıl ithalat sorunu ulaşım sektöründe

Ember tarafından hazırlanan analiz ise Türkiye’nin enerji bağımlılığının merkezinde artık ulaşım sektörünün bulunduğunu gösteriyor. Rapora göre Türkiye’nin net enerji ithalatı faturası 2025 yılında 47 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bunun yüzde 47’si petrolden, yüzde 43’ü doğal gazdan, yüzde 10’u ise kömürden kaynaklandı.

Daha dikkat çekici olan ise enerji ithalatı faturasında yaklaşık 15 milyar dolarlık, yani toplamın yaklaşık üçte birlik bölümünün karayolu ulaşımından geliyor olması. Bu nedenle petrol tüketimini azaltacak her adım, doğrudan enerji ithalatını ve cari açığı etkiliyor.

Elektrikli otomobiller ekonomi için de kritik

Türkiye’de Nisan 2026 itibarıyla 420 binden fazla elektrikli otomobil trafiğe kayıtlı durumda. Resmi projeksiyonlara göre bu sayının 2035 yılında 5 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.

Ember’in hesaplamalarına göre her 1 milyon elektrikli araç, Türkiye’nin yıllık fosil yakıt ithalatını yaklaşık 900 milyon dolar azaltma potansiyeline sahip.

Bununla birlikte elektrikli otomobillere yönelik en sık dile getirilen eleştirilerden biri, şarj edilen elektriğin kaynağıyla ilgili oluyor. Ancak Mayıs 2026 verileri bu konuda da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

EPDK verilerine göre Mayıs ayında Türkiye’deki şarj istasyonlarında 76 milyon 973 bin 976 kWh elektrik tüketildi. Bunun 32 milyon 358 bin 941 kWh’lik bölümü, yani yüzde 42,04’ü, doğrudan YEK-G sertifikalı yeşil enerji kullanan şarj istasyonlarından sağlandı.

Geriye kalan 44 milyon 615 bin 35 kWh elektrik ise standart şebekeden temin edildi. Ancak aynı ay Türkiye elektrik üretiminin yüzde 72,3’ü yenilenebilir kaynaklardan oluştuğu için bu elektriğin yaklaşık 32,25 milyon kWh’lik kısmının da yenilenebilir kaynaklı olduğu hesaplanabiliyor.

Bu hesaplamaya göre Mayıs ayında elektrikli araçların şarjında kullanılan elektriğin yaklaşık 64,61 milyon kWh’lik bölümü yenilenebilir kaynaklardan geldi. Bu da toplam tüketimin yaklaşık yüzde 83,9’una karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle Türkiye’de şarj edilen elektrikli otomobillerin büyük bölümü fiilen yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrikle enerji alıyor.

Elektrikli araç sayısı 2040’ta 10 milyonu aşabilir

EPDK’nin “Elektrikli Araç ve Şarj Altyapısı Projeksiyonu” raporu, önümüzdeki yıllarda büyümenin hızlanacağını gösteriyor. Orta senaryoya göre Türkiye’de elektrikli araç sayısının 2030 yılında 2 milyon 295 bin 927’ye, 2035 yılında 5 milyon 629 bin 51’e, 2040 yılında ise 10 milyon 595 bin 970’e ulaşması bekleniyor. Yüksek senaryoda ise 2040 yılında 13 milyonun üzerinde elektrikli araç öngörülüyor.

Şarj altyapısının da aynı hızda büyümesi bekleniyor. Orta senaryoya göre toplam şarj soketi sayısı 2030’da 127 bin 51’e, 2035’te 199 bin 174’e, 2040’ta ise 328 bin 54’e çıkacak.

Elektrikli araçların elektrik tüketiminin 2030 yılında 3,84-7,71 TWh, 2035 yılında ise 8,23-20,67 TWh aralığında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre toplam elektrik tüketiminin 2030’da 455,3 TWh, 2035’te ise 510,5 TWh seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu nedenle en yüksek senaryoda bile elektrikli araçların toplam elektrik tüketimi içindeki payının 2030’da yaklaşık yüzde 2, 2035’te ise yaklaşık yüzde 4 seviyesinde kalacağı öngörülüyor.

ÖTV garabeti dönüşümü yavaşlatıyor

Elektrikli araçların enerji ithalatını, dolayısıyla cari açığı kalıcı olarak azaltma potansiyeline rağmen, uygulanan vergi politikalarının bu hedefle çeliştiği görülüyor. 2025 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile elektrikli otomobillerde en düşük ÖTV oranı yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltildi. Uzmanlara göre elektrikli araçların daha hızlı yaygınlaşmasını sağlayacak vergi teşvikleri, petrol ithalatının azaltılması yoluyla cari açığa uzun vadede önemli katkı sağlayabilir.

Avrupa Birliği ülkelerinde (özellikle Norveç, Almanya ve Fransa örneklerinde) elektrikli araç dönüşüm hızı, sıfır veya çok düşük vergi (KDV/ÖTV muafiyeti), ücretsiz otopark ve şehir merkezlerine ücretsiz giriş gibi teşviklerle kalıcı hale getirilmiş durumda. Norveç gibi dönüşümü tamamlayan ülkelerde vergi muafiyeti kademeli olarak azaltılıyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Tek tıkla reaksiyon bırakabilirsin.

Yorumlar

0 yorum
İlk yorumu sen yaz.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir